KÖŞE YAZARLARI

Şüpheden Sanık mı Yararlanır?

Türk Ceza yargılamasının temel ve en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi ile kesin ve açık bir ispata dayalı olarak, ihtimallere yer vermeden, hiçbir şüphe ya da kuşkulu bir duruma imkan verilmemesi gereklidir.

Yani sanık olarak yargılanan bir kişinin bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ispat edilebilmesidir.

Yargıtay'ımız bir kararında “Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir.” diyerek ayrıntıya nokta koymuştur.

Yine Yargıtay'ımız bu ilkenin özü olarak “ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir.” diye belirtmiştir. (Bkz: Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/6-66 E 2015/52 karar 17.03.2015 tarihli kararı)

Sorgularda ve mahkeme dosyalarındaki belgeler somut ya da gerçekçi delil olarak düşünülse de bu deliller ile sanığın suç konusu durum ile organik bir bağın olduğu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesin delillerle ispatı gerekir.

Yargıtay'ın 1993'de verdiği önemli bir karara göre "ceza yargılamasının amacı, hiçbir duraksamaya yer vermeden maddî gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. bu araştırmada, yani gerçeğe ulaşmada mantık yolunun izlenmesi gerekir. gerçek; akla uygun ve realist, olayın bütünü veya bir parçasını temsil eden kanıtlardan veya kanıtların bütün olarak değerlendirilmesinden ortaya çıkarılmalıdır, yoksa bir takım varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılması, ceza yargılamasının amacına kesinlikle aykırıdır." denilerek ceza yargılamasının temel taşlarını ortaya çıkarmıştır.

Bir iki Yargıtay kararlarından da örnek vererek durumu netleştirelim :” ceza yargılamasında mahkumiyet hükmünün büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanması gerektiği,” (Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2013/4491 esas 2014/704 karar sayılı kararı) “suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz.” Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012/6-1309 esas 2013/258 karar numaralı kararı)

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarının uzun yıllar değişmediği, hep uygulanabilir olabileceği düşünüldüğünde “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi; özen ve dikkatle hazırlanmış soruşturma dosyalarını, hukukumuzda vazgeçilmez bir yere sahip olan bu ilke ile birlikte doğru uygulandığı takdirde adalet sistemine ve hukuka çok şey katacağı gibi, Anayasamıza ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile altına imza attığımız diğer tüm Uluslar arası sözleşmere uygun olacağı, gerçeğin ortaya çıkması ile mağduriyetleri azaltarak, daha sağlıklı bir sistem içinde adalete olan güven duygusunu bireylerde sağlamlaşacaktır.


YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YORUMLAR

sefa çalışkan

17 Ağustos 2017 Perşembe 10:15

burada yazılanları ne zaman uygulandığı hangi suçlara uygulandığı Türkiye'de belirsiz olan şey

Ahmet Çatkın

08 Ağustos 2017 Salı 12:39

şüpheden sanığın yararlandığı söylenemez

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR