02 Eylül 2017 Cumartesi 12:30 Röportajlar

RUHİTTİN SÖNMEZ KOZ'A KONUŞTU

Ruhittin Sönmez Koz'a Konuştu

Aydınlar Ocağı Başkanı Ruhittin Sönmez, Meral Akşener’in kuracağı Merkez Demokrat Parti ile ilgili sorularımızı cevapladı.

Toplumun ve siyasetin sıkıştığına dikkat çeken Avukat Sönmez, Akşener hareketinin bu sıkışıklıktan toplumu kurtaracak alternatif bir oluşum olduğunu vurguladı. Meral Akşener hareketini desteklediğini ifade eden Sönmez, “Akşener deneyimli bir politikacı, görev verir vermez, benim böyle bir beklentim yok, kurucular kurulunda görev almam gerekmiyor, Ben Akşener hareketini destekliyorum’’ ifadesinde bulundu.

Röportaj; Gökhan KARABULUT

***Türk siyasetinde yeni bir oluşum ortaya çıktı. Meral Akşener hareketini nasıl değerlendiriyorsunuz Sivil Toplum Kuruluşu Başkanı olarak

***Takip edebildiğim kadarıyla halen partinin üst kademesinde söz sahibi olacak olan vitrin ile ilgili mutabakat çalışmaları yapılıyor. Diğer yandan ise parti programı ve tüzüğü şekilleniyor. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar fikirlerini paylaşıyorlar. Bu fikirler bilgi bankasında toplanıyor. Tahmin ettiğim kadarıyla, bir partinin kuruluş aşamasında yapılan Türkiye’deki en geniş fikir çalışması yapılıyor. Bu fikirler komisyonlarda tartışılacak, ana başlıklar altında parti programına veya tüzüğüne girmesi için istişare yapılacak. Parti programına veya tüzüğe girmesi uygun olmayan fikirler bilgi bankasında toplandıktan sonra ilerleyen dönemlerde yeni partinin seçim çalışmaları gibi konularda değerlendirilecek. 

"TOPLUMDA BIKKINLIK VAR"

***Türkiye’nin yeni bir partiye ihtiyacı var mı?

***Türkiye’de siyaset sıkıştı, kitleler ikiye bölündü AK Partili olanlar ve olmayanlar diye. Anayasa referandumunda bu kitle evet ve hayır diyenler olarak karşımıza çıktı. AK Parti içinde bu sıkışmışlıktan rahatsız olan kitleler var ama alternatif bulamadıkları için AK Parti’ye oy veriyorlar. Türkiye son 15 yılda köklü bir değişikliğe gitti, Toplumun bir kesimi bu 15 yıllık zaman diliminde Cumhuriyetin temel değerlerinde sıkıntı yaşadığını düşünüyor diğer kesim ise hayatından çok memnun.  Bu köklü değişimden rahatsız olan kesimler bir “öğrenilmiş çaresizlik” psikolojisi içerisine girdi, bundan çıkış arıyorlar. Ülkenin mevcut durumuna baktığımızda, Cumhuriyet Halk Partisi’nin aldığı oy oranı sabitlenmiş durumda. Kemal Bey çalışkan ve başarılı bir politikacı, lakin CHP’nin sosyolojik olarak Türkiye’de karşılığı bellidir. En iyi siyasetçiyi de getirseniz CHP’nin başına 2-3 puan ya fazla oy alır ya da 2-3 puan az oy alır.  
Dünyadaki gelişmiş ülkelere baktığımızda o toplumlarda siyasi hayattan umutsuzluk, bezginlik, bıkkınlık hali olmuyor. Oralarda İktidar ve muhalefet partisi arasında oy oranı yüzde 5-10 oranındadır. İktidar muhalefetin nefesini ensesinde hissediyor ve bu yüzden çok az hata yapıyor. Hata yaparsa bir miktar oy kaybıyla iktidarı kaybediyor. Gelişmiş ülkelerde iktidarı belirleyen işte bu yüzde 5-10 oy veren kitledir.  

Türkiye’nin en büyük sıkıntısı bu. İktidar çok pervazsız çünkü en yakın rakibiyle arasındaki fark 20-25. İktidar düşme korkusu yaşamadığı için pervasızlaşıyor. İşte Haziran seçimlerinde yüzde 42’nin altına düşünce parti organları bir araya geldi, istişare yaptılar ve “fabrika ayarlarına dönmemiz lazım” dediler. Ancak Kasım seçimlerinde başarıyı tekrar yakaladılar ve bu pervazsız tutumlarını sürdürmeye devam ettiler.  Bu pervasızlık hem dil hem de yolsuzluklarla devam ediyor. 

Buna bir çare bulunmalı, insanlar iktidarın değişebilir olduğunu hissetmeli. İktidar ensesinde bir muhalefetin olduğunu hissetmeli. İktidar ülkede ciddi bir muhalefet olsaydı bu kadar hata yapmazdı. Muhalefete danışmak zorunda kalırdı. Türkiye’nin muhalefet sorunu var, insanlardaki çaresizlik bundan kaynaklanıyor. Meral hanımın hareketi buna alternatif olabilir.


"PARTİNİN HEDEFİ İKTİDAR OLMAKTIR"

***Meral Hanım sadece muhalefet alternatifi mi?

***En kötü senaryodan bahsediyorum. Kamuoyunda öyle bir algı var ki AK Parti iktidarını kimse deviremez, devirse bile seçim hileleriyle sandıkta galip gelir. Böyle düşünenlere bile söylüyorum, farz edelim devrilemedi, AKP iktidarda kalsa bile onların da menfaatine olan şey güçlü muhalefettir. Güçlü muhalefet olursa AK Parti daha az hata yapar ve AK Partiye oy veren seçmenin de vicdanen gönülleri müsterih olur. 

Öncelikle kurulacak olan partinin hedefi iktidar olmaktır. Meral Hanım ilk çıktığı günden beri ‘ben başbakan olacağım’ diyor. Şimdi sistem değişti,’ Cumhurbaşkanı olacağım’ diyor. Parlamenter Sistemi tekrar geri getirmek için Cumhurbaşkanı olacağını ifade ediyor. Öyle de  olmak zorunda. İktidar olma hedefin yoksa, partiyi kurmanın da bir anlamı yok. Meral Akşener hareketi iktidara alternatif olabilecek bir oluşum hazırlıyor. İktidarın değişebilir olduğunu göstermek için bu hareketi kurdu. Akşener hareketi AK Parti başta olmak üzere, MHP ve CHP seçmeninden oy alabilecek bir potansiyele sahip. 2019 yılında yapılacak olan başkanlık seçimlerinde başkan olması işten bile değil. Ben şahsen Türkiye’de başkanlık sistemine karşı çıktım. Partili Cumhurbaşkanlığı denen ve dünyada eşi benzeri olmayan bu sistem bütün yetkiyi bir kişide topluyor. Bu kim olursa olsun, Meral Hanım da olsa Tayyip Bey de olsa kimsede bu kadar güç toplanmamalı. Çünkü “güç insanı bozar.  Mutlak güç mutlak bozar.”

"YENİ PARTİ GENİŞ  KİTLELERİ KAPSAMALI"

***Akşener’in kuracağı parti nasıl olmalı, hangi siyasi renkleri içerisinde barındırmalı? Bugün ilimize ve Ankara’ya bakıyorsunuz oluşum MHP’den kopan kesimler üzerinden yürütülüyor.

*** Bazı şeyler kendiliğinden oluşur. Mesela İzmit’te demiryolu şehir merkezinden kaldırıldı. Bir sürü proje düşünüldü demiryolu güzergâhı için. Bir boşluk oldu, bu boşlukta insanlar demiryolu caddesini yürüyerek değerlendirdi.  Sonra belediye de burayı toplumsal talebe uyarak yürüyüş yolu yaptı. Sosyolojik olaylar böyledir. 

Meral Hanımın biliyorsunuz Referandum kampanyası sırasında Kocaeli konferansını biz üstlendik, bin kişilik salona 6 bin insan katıldı. Mitinge dönüştü konferans. O mitinge gelenlerin üçte biri MHP seçmeni, üçte biri CHP seçmeni, üçte biri ise AKP ve merkez sağa oy vermiş kitlelerden oluşuyordu. Meral Hanımın diğer mitinglerine de katıldım, tablo aynıydı. Meral Hanımdan da beklenen böyle bir kitleye hitap etmesidir. Zaten kendileri de “merkez partisi olacağız” diyor. Şu an böyle bir oluşuma ihtiyaç var. 

AK Parti kurulurken Refah Partisinin devamı olarak kurulmadı, partinin çekirdeği eski milli görüşçülerden oluşuyordu. Sonra AK Parti sabit ayağı milli görüşçülerde, hareketli ayağı ile geniş kitleleri içine alan bir pergel gibi, merkeze hitap eden bir parti oldu. Bugün AK Parti’ye oy veren kesimlere baktığımızda merkezde olan milyonlarca seçmen olduğunu göreceksiniz. Tayyip Bey’in karizmasından etkilenen ve onu çok seven bir kitlesi var. AK Parti kadroları içerisinde bu oranın yüzde 20-30 mu olduğunu bilmiyoruz. Bir de kim güçlü ise oraya giden bir kitle var AK Parti kadrolarında, bir kısmı da istikrar olsun diye orada kalmayı tercih edenler. 

Şimdi AK Parti’ye ciddi anlamda alternatif olacak bir hareket doğdu, bu partinin çekirdeğini hareketi başlatanların siyasi geçmişi sebebiyle milliyetçiler oluşturacak. Pergelin sabit ayağı milliyetçi kesimde olurken, pergelin diğer ayağı toplumun bütün kesimlerinden vatanseverleri içine alacak. 
Bu hareket fiilen başladı, ülkemiz için hayırlı olsun.


"AKŞENER’DEN BAŞKASINA İTİBAR ETMEMEK GEREK"

***Yeni kurulan bu partide Kocaeli ayağında kimler olacak?

***Sorduğum öğrendiğim kadarıyla hiçbir il ve ilçede kimseye görev tebliğ edilmiş değil. Dolayısıyla şu anda nasıl olacak, kimler olacak, kimler  tarafından yürütülecek şeklinde yapılan değerlendirmeler ve yorumlar spekülasyondan ibarettir. Meral Hanımın açıklamalarına bakılınca ciddi oranda kadınlar, gençler ve yeni isimler olacak. Meral Hanımın açıklamaları dışında hiçbir şeye şu an için itibar etmeyeceğiz. 

Program ortaya çıktıktan sonra insanlar fikirleriyle yeni kurulan bu partiye katkı sunacaklardır. Kitle partisi de böyle olur zaten. Yeni Parti farklı siyasi geçmişi olan insanları ortak bir program ve fikir zemininde toplayıp bir potada eritecektir.

***Siz teklif gelirse kurucular kurulunda ilimizde nasıl değerlendirirsiniz?

***Kabul ederim, yalnız şunu ifade etmek için istiyorum bu harekette herhangi bir makam beklentim olduğu için değil. Benim desteğim inancım ve fikrime uygun gördüğüm içindir. Bu hareketi Türkiye’nin son kurtuluş fırsatı olarak görüyorum. Görev verilse de, verilmese de bu nedenle desteklerim. 
2019 yılında Tayyip Bey Cumhurbaşkanı seçilirse rejim değişecek ve kesinleşecek, Türkiye Cumhuriyeti bunca zamandır elde ettiği demokrasi kazanımlarını kaybedecektir. Şu an fiili durum var, 2019 da hukuki olarak kesinlik kazanacak. 2019 yılından sonra geriye dönüşü olmayan bir yola girebileceğiz. Türkiye için bunun bir tehlike olduğunu görüyorum. Tehlikeye karşı bu hareketi alternatif görüyorum, görev verilsin veya verilmesin mutlaka destekleyeceğim.  
Meral Hanım deneyimli bir siyasetçi, en layık olan isimlere bu görevi vereceğini biliyorum, partiyi başarıya götürecek, partiye katma değer sağlayacak isimlerle yoluna devam edeceğini biliyorum. 

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER